29 Ekim 2010 Cuma

Hagi & Kewell

Hagi sonrası niceleri geldi,nicesi 10 numarayı giydi.Hiçbiri Hagi'nin verdiği futbol zevkini yaşatamadı,yapamadı,kimisine ağır geldi bu forma,kimisine de yakışmadı.10 numaranın değeri farklıdır Galatasaray için, Metin'in formasıdır.
Hagi ve sonrasına iki kısımdan bakacak olursak birincisi, onun gibi bir orta saha oyuncusunu bulamayışımız ikincisi ise ondan sonra gelen yabancı orta saha oyuncularında istenileni bulamamamız ama benim için ve bir çok kişi için bu durumu delen isimlerden bir tanesi Kewell olmuştur.Kendisi belki bir on numara değil ama gerek profesyonellik olsun gerekse oyun tarzı bakımından tam bir idol konumunda.Gerek saha içi gerekse saha dışı tavırları ile farklı bir duruş ve karizmaya sahip.Şu an taraflı tarafsız herkesin beğeniyle karşıladığı yabancı futbolcuların başında geliyor.
Her ikisinin de sol ayaklı klas gollerinden oluşan küçük bir video...

23 Ekim 2010 Cumartesi

Teknik Direktör ve Yönetim


Daha önceleri Barcelona modelinden bahsetmiştik Rijkaard sonrası gelecek teknik direktörün Tugay Kerimoğlu olabileceğini yazmıştım.Bunu yazan sadece ben değildim bir çok kişide bu konuda hemfikirdi.Bu konuda öngörülemeyen tek kısım Rijkaard-Neskeens ikilisinin takımda sağlayamadıkları istikrar oldu.Rijkaard-Neskeens ikilisinden sonra alınabilecek teknik adamın bir Türk teknik adam olacağı tahmini tutmasa da geçmiş dönemde Galatasaray'ı çalıştırmış ve Galatasaray ile özdeşleşen Hagi'nin gelmesini Tugay açısından iyi olduğunu düşünüyorum.Fatih Terim, Tugay'a daha fazla tecrübe kazandırabilecek bir potansiyele sahipti ama olmadı.Belki Galatasaray yönetimi teknik direktör konusunda biraz korkak da davranmış olabilir.Zira Tugay Kerimoğlu takımın başına getirilseydi tecrübesizliğinden kaynaklı çok fazla tepki alacaktı fakat şu anda yardımcı teknik adam olarak takım içindeki dengelerin ne durumda olduğunu daha yakından görme fırsatı Tugay için doğmuş oldu.Elbette isteğimiz Hagi-Tugay ikilisinin başarısı olsa da ileride mutlaka Tugay'ın takımın başına geçeceğini düşünüyorum ama tekrar ediyorum ki öncelikle Hagi-Tugay ikilisinin başarılı dönemler geçirip uzun yıllar beraberce başarılı sezonlar geçirmelerini diliyorum.
Bu arada Fatih Terim'in Galatasaray'ın teklifini reddetmesi konusuna değinecek olursak.Fatih Terim her şeyin kendisinin kontrolüne verilmesini istemiş bunu geçmiş yıllarda da istemişti bu konuda yönetimin katı tavrını anlayabilmiş değilim.Bu konuda yönetimin teknik kadroya bir özerklik verilmesinden yanayım.Yıllardır Aziz Yıldırım takımın kadrosuna karıştığı söylentileriyle eleşitirilir bana göre de doğru bir eleştiridir.Yönetim teknik adamın isteklerini yerine getirmeli istediği futbolcuları olanakları doğrultusunda almalı ve ne teknik adamına ne de maç arasında soyunma odasına girmeli.Son söz yönetim disiplinini elbette hissettirmeli ama teknik kadrosuna karışmamalı.

Gheorghe Hagi
"Buradaki sorunları çok iyi biliyorum. Benim felsefem bellidir. Çok iyi bir kolektif uyum oluşturmaya çalışacağım. Oyunculara güvenim sonsuz. Ancak onların da her zaman takım için oynamalarını istiyorum. Gerçek bir takım, takım olarak sahaya çıkar, oynar ve şampiyon olur. Önemli olan takıma bu ruhu kazandırmak. Buraya gelip zevkle çalışacağım. Beni çok iyi tanıdığınızı düşünüyoum. Organize, disiplinli bir takım kurmak istiyorum. Sahada en iyi şekilde çalışacak bir takım kurmak istiyorum. Her maça kazanmak için çıkmak zorundasınız. Hep birlikte başarılı olacağımıza inanıyorum."

22 Ekim 2010 Cuma

Hoşgeldiniz


Yuvanıza yeniden hoşgeldiniz

“G.Saray benim için önemli ki, oğlumun doğum gününde bile G.Saray için buradayım, oğlumun yanında değilim. “

"Zor olacağını biliyorum ama bunu bilerek geldim. Tek söyleyeceğim şey; çalışacağım, çalışacağım, çalışacağım.. Bir önceki döneme göre artı ve eksiler var mı bilmiyorum. Ben çalışmadan konuşmayı sevmiyorum. Sporcu önce çalışır ve yaptıklarıyla konuşmayı seçer.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Nereye Doğru?

Sezon başından beri kötü futbolun sonu gelmedi oynanan maçlarda sahada dağınık bir takım görüntüsü,savaşmayı,pas yapmayı dahi neredeyse unutmuş bir Galatasaray vardı.Son 4-5 maçtır taraftarına tadı tuzu olmayan futbolu izlettirdi.Kulüpte bir çok şey yanlış gidiyor bunun herkes farkındaydı ama bu durumlar adeta sümen altı ediliyordu, ta ki berbat oynanan ve son dakikalarda bulunan gol sonrası bunu da atlattık derken Hakan Balta'nın hatası her şeyi bir anda değiştirdi.Galatasaray artık Uefa'da yoktu bunun sebebi elbette tek başına Hakan Balta değildi,Hakan sadece son sözü söyledi ve takım kaptanı,yönetim dahil herkesin silkelenmesi ve kendilerine çeki düzen vermesi gerektiği uyarısını verdi.
Daha önceleri sırf Türklerden oluşan kadrolarla sıkça mücadele etti Galatasaray bir çok maçta da futbolun hakkını vererek yüreklerini ortaya koyarak oynadılar şimdilerde ise takımda en çok mücadelel edenleri ve taşın altına eline koyanların Kewell,Baros,Neill'in olduğunu gözlemliyoruz yedeklere baktığımızda oyuna girdiğinde oyunun gidişatını değiştirebilecek çok az futbolcu olduğunu görüyoruz.Galatasaray Rijkaard Neeskens ikilisiyle transfer politikasını değiştirmişti ama bu politika sadece bir yıl sürdü bugün gelinen noktada başa dönüldüğünü görüyoruz.Bu yıl Beşiktaş'ın izlediği transfer politikası Galatasaray'ın geçen yıl ki transfer politikasına çok benziyor.Ama Galatasaray bu transfer politikasını devam ettiremedi.Belki de bu yıl için Rijkaard'ın önerdiği ve alınması gereken bir çok futbolcudan da vazgeçilmiş olabilir.Transfer döneminin kapanmasına bir kaç gün kalmasına rağmen neredeyse bir aydan beri yarın hatta şu anda bile transfer olabilir demecini ne kadar da çok duyduk ama hâlâ ortada bir şey yok.Buradan da takımın bu yıl için tarnsfer görüşmelerinin kötü gittiği anlamını çıkarıyoruz.Rijkaard daha önceleri yıldızlarla başarılı olmuş bir teknik adam yüksek ihtimal de Rijkaard gelmeden önce de yönetimle bu konuları konuşmuş ve öyle takım başına gelmiştir.Geçen yılın transfer dönemine bakmak bu durumu yeterince açıklıyor.Aynı şeyleri bu yıl için söyleyemiyoruz transferler hâlâ gerçekleşemedi.Uefadan elde edilecek milyonlarca avrodan da olundu.Şu ana dek her şey Galatasaray'ın aleyhine işliyor.Kısa yoldan Rijkaard'ı suçlayıp işin içinden de sıyrılabilirdik ama hata sadece Rijkaard'da değil yönetimde de sorunlar bitmedi.Kötü oynanan maçlar sonrası dahi yöneticilerin iyimser açıklamaları bir son bulmalıydı sorun araştırılmalıydı.Bir de şuna değinmeden geçemeyeceğiz bir takım içerisinde en kötü durumlardan birisi takım içi gruplar oluşturmaktır,bu gruplar daha sonra öyle bir hâl alıyor ki istedikleri zaman oyuncuları hatta teknik adamları dahi takımdan gönderilmesine neden olabiliyorlar.Şayet takımda öyle bir oluşum varsa bu derhal engellenmeli gönderilmesi gerekenler gönderilmeli gerekirse gençlerden kurulu bir takımla gelecek yıllar için çalışılmalıdır.
Son söz Arda'ya artık kendisini tanıyamıyoruz kaptanlık sadece hakeme bağırıp takım arkadaşlarını hakeme karşı savunmak değil,belki de Arda'ya incinmeden kaptanlığın Kewell,Neill gibi tecrübeli oyunculara verilmesi Arda'yı da rahatlatabilir.Bu durum terste tepebilir bu durum da göz ardı edilmemeli elbette.
''İstifayı düşünmüyorum. Sezonun başındayız, bizim daha çok çalışıp başarılı olmamız gerekiyor. Benim bu sonuçlarda yüzde kaç payım olduğuna gelince; takım başarılı olduğu zaman futbolcular alkışı kazanıyor, takım kötü gittiği zaman tabii ki suçlu hoca oluyor. Çünkü takımın başındaki odur. Onun için ben kaçmayacağım ve sonuna kadar mücadele edeceğim daha yapacak çok iş var''

''Sezon başı olduğundan dolayı hatalar olabilir, bunları düzeltmemiz lazım. İki tane kazanacağımız kupa var, şu anda hedefimiz bu kupaları almak''

''Alınan oyuncuların hepsi sakat, herkes neredeyse sakatlandı. Defansa da oyuncu istedim. Elinizdeki ürün ve kalite böyle olunca bu tip sonuçlarla karşılaşıyorsunuz''

''Son dakikalarda turu getirecek golü bulduk. Ama yediğimiz golle turu rakibe hediye ettik. Futbolcularımın mücadelelerinden memnunum. Kimseyi kadro dışı bırakacak lüksüm yok. Çünkü çok eksik oyuncum var''
Rijkaard bırakmayarak bu işteki kararlığını göstermişti,sıra yönetimde ne kadar geç kalınmış olsa da bu transfer işi bitirilmeli ve sorunların üstesinden gelinebilecek irade artık ortaya konmalı veya arkadaş biz bu yönetim işini başaramadık denmeli!

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Nihayet Başlıyor


Bu yaz her ne kadar Dünya Kupası ile geçirmiş olsam da futbol adına pek tatmin olduğum söylenemez eski adı Turkcell Süperlig yeni adıyla Sportoto Süper Ligi'ni özledim,İngiltere Premier,Almanya Bundesliga,İspanya La Liga'yı vd. en önemlisi ise taraftar sesini özledim.Bunun yanında hep aynı şeyleri söyleyen yazarları,saçma sapan yorumları sabaha kadar kahvehane tarzı spor programlarını,her hafta ayrı sözde bomba haberleri az sonra vereceğiz deyip sabahlayan spor programlarını özlemedim.Zaten bu programlar artık komedi niyetine izleniyor neredeyse gittikçe kendi değerlerini yitiriyorlar sırf rating uğruna çokça saçmalayanlar oluyor.Onlarda farkındadır işin şov kısmının rating aldığının da farkındalar bu da arz talep meselesine dayanıyor maalesef.Bu yıl farklı bir çizgide olmalarını dilemekten başka şansımız yok.
Sportoto Süper Ligi'nin centilmence,sportmenliğe yakışır bir şekilde olması dileğiyle.Tüm ST Süper Lig takımlarına başarılar...

29 Temmuz 2010 Perşembe

Çalışılmış Gol Sevinci



İzlanda takımlarından Stjarnan ve Fylkir takımları arasında oynanan maçta Stjarnan tarafından atılan gol sonrası çok hoş ve komik gol sevinci yaşanmış.Balıkçı-Balık temasını yeşil sahaya yansıtmışlar.Çok orijinal bir gol sevinci olmuş.
Gol sevinci çalışması
Alttaki videoda da bu gol sevinçlerine nasıl çalıştıklarını gösteren video yer alıyor.


28 Temmuz 2010 Çarşamba

Ali Sami Yen



2010 - 2011 Galatasaray Formaları

Parçalı Forma

Galatasaray’ın prestij forması olarak da kabul edilen ve geçen sezondan beri giymeye devam ettiğimiz parçalı forma 1908’ de kullanıldığı ilk günden bugüne kadar çeşitli revizyonlar geçirse de hep aynı ruhla, aynı anlamla sahalarda yerini almaya hazır.

Formanın taraftar için hazırlanan versiyonunda da, 1908 yılında giyilen ilk parçalı formanın anısına “1908 Galata Sarayı Efendileri” arması bulunuyor.

Arslan Forma

Galatasaray Spor Kulübü yıllardır Türk Sporuna önemli katkılar yapmakta ve her spor branşında “ ARSLAN” lakabıyla adını en iyi şekilde temsil etmektedir. Bu formayı ARSLAN FORMA olarak adlandırmamızın sebebi 1916 yılından 1936 yılına kadar 20 yıl aralıksız ve 268 kez Galatasaray için sahalarda yer alan ve 10 yıl boyunca kaptanlık bandını taşıyan Arslan Nihat olarak anılan Nihat Bekdik tarafından bize kazandırılan simgedir.

2289 MERCAN

Türkiye Futbol Federasyonu’nun getirdiği son düzenlemeler uyarınca, karşılaşan takımların formalarında ortak renk bulunmaması gerekmektedir. Galatasaray’ın renkleri olan sarı, kırmızı ve beyaz başka takımlarda da kullanıldığından, parçalı ve beyaz formalarımızın dışında, çok sıklıkla rastlanmayan bir renkte formaya da ihtiyaç duyulmaktadır.

İlklerin kulübü olan Galatasaray, sportif başarılarının yanı sıra, öncü, yenilikçi ve uluslararası kimliğiyle de köklü bir dünya markasıdır. Geçen sezon, ismimizin M.Ö 279’a dayanan binlerce yıllık etimolojik kökenine ithafen 2288 “majesty” formamızla, takımımızın köklü, cesur ve onurlu kimliği vurgulanmıştır (www.2288gs.com). Galatasaray’ın savaşçı, yenilikçi ruhunun devamı bu sezon mercan rengiyle sahalara taşınacaktır.

20 Temmuz 2010 Salı

Kewell


Kendisi için kısa bir veda yazısı yazmıştım bir çok blogda da veda yazıları yer aldı hatta veda yazısındaki son satırlara son defa STAY WITH US HARRY KEWELL yazısını da eklemiştim.Yönetim Kewell ile bir sezon daha dedi ve Kewell severleri sevindirdi.Kendisiyle ilgili her yazıda asilliğinden, duruşundan, profesyonelliğinden vs. bahsedilir ben de neredeyse her yazımda bu sözleri mutlaka yazıya eklerim çünkü O tüm bu sözlere yakışan adam gibi adam'ın gerçek tariflerinden.Şimdi Galatasaray'a ilk geldiği günkü gibi mutluyum kendisini en zor günlerinde dahi satmayı düşünmeyen Galatasaray yönetimine de Kewell'i takımda tutmak yakışırdı.Elbette başta yolları ayıryoruz olayından Kewell ne şekilde etkilendiğini bilemiyoruz o durumun yaşanması maalesef üzücüydü kendisini de olumsuz etkilemiştir ama artık zararın da neresinden dönülürse kârdır derler ya burada da durum öyledir bence.

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Lyon Dış Saha Forması



Yıllarca Umbro markasıyla izlediğimiz Lyon bu kez Adidas markasıyla karşımızda Adidas'ın Lyon için tasarladığı dış saha formaları nedenini bilemiyorum ama benim pek hoşuma gitmedi.Sevmememin nedeni 3rd formaların farklı renkte olmasından kaynaklanmıyor.3rd formaların farklı renkte olmasını seviyorum bunu da ek parantez olarak yazayım.Alışık olmadığım Lyon forması belli olmaz belki ileride severim.

Henry New York Red Bulls'ta


David Beckham'ın ardından MLS yolunu tutan diğer Avrupalı yıldız Thierry Henry oldu.Özellikle Fransa'nın İrlanda karşısında uzatmalarda Henry'nin elle attığı gol sonrası tepkileri çokça üzerine çekmişti.Şimdi Avrupa'dan çokça farklı takımının tek yıldızı olarak Amerika'nın yolunu tuttu.Henry'nin ilk açıklaması
Kariyerimde yeni ve heyecanlı bir bölüm açıyorum. New York Red Bulls için oynamak benim için onurdur. Burada bulunacağım süre
içerisinde takımı ilk şampiyonluğuna ulaştırmak için elimden geleni yapacağım

şeklinde olmuş.Ayrıca 22 Temmuz'da Tottenham Hotspur'la oynanacak hazırlık maçında yeni takımının formasını ilk kez bir resmi maçta giyecek.
Elbette böyle bir transferin prestijden öte ekonomik olarak getirisi çok büyük oluyor.Zira Red Bulls şimdiden hem 22 Temmuz'daki maç için biletleri satışa çıkarmış durumda hem de resmi alışveriş sitesinden Henry ile ilgili ürünleri satışa çıkarmış durumda.Henry'den hem ekonomik hem de sportif olarak büyük bir beklenti içerisindeler bunda da son derece haklılar elbette.Yalnız Henry'nin bu büyük baskının altından çıkıp çıkamayacağıı bize zaman gösterecektir.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

CANA Can Kattı :)

Süper ötesi zekice! atılacak olası başlıklar başka yerde yok şimdiden yazıyorum,sonradan bunu bir yerden de duydum demeyin ilk burada :D
Başrolde Cana'nın olduğu her maç sonrası basında çıkacak olası zekice! cümleler :)

Galatasaray'a CAN(A) verdi.
Cana-var.
CANA can kattı.(favorim bakalım ilk kim yazacak :D)
CANAma Minnet.
Cimbom CANA CANA.
Galatasaray'ın CaNASı.
Cimbom CANAsız cansız.
Dişe diş CANA CAN.(bu da fena değilmiş :D)
CANAyan Yara.
CAN'A'RDA ortak yapım.
CANArya'nın baş belası.
CANA CANArya'yı avladı.
CANAS
Cimbom'un kanayan CANası.
CANA yakın

9 Temmuz 2010 Cuma

Bak Cana!

Bak Cana!

Daha istanbul'a varmadan üstüne gelinecek.
Geçmiş maçlarına bakılıp potansiyel kırmızı kartlık adam muamelesi göreceksin.
Lugano ile benzer kefeye konulacaksın.
Kafadan bilmem kaç maç oynamayacaksın.*
Bunlar senin başlangıç menün ana yemekte daha neler var bir bilsen!
Sahadaki hırçınlığından,agresifliğinden faydalanmak isteyenler olacak.
Seni baskı altına alıp oyun dışı bırakmak için elinden geleni yapmaya çalışanlar olacak.
Olacak da olacak yalnız sakın bunların sana özel olduğunu düşünme,bu bizim genel yapımız belki de veya ne bileyim birbirimize takılmayı severiz işte!Onlara en güzel cevabı verecek olan da yine sensin,taraftarın her futbolcusuna sahip çıktığı gibi senin de arkanda olacak.Hatta ve hatta Galatasaray ruhuna yakışır bir oyun sergilersen ki (öylesin) değme taraftarının keyfine.

*2006-07 sezonunda tamamı ilk 11’de olmak üzere ligde 33 maçta (2864 dakika) forma giyen mücadeleci oyuncu, iki golü ve bir asistine sekiz de sarı kart ekledi. Inter-Toto ve UEFA Kupası’nda toplam 5 maça çıktı. 2007-08’de kariyerinin ikinci Şampiyonlar Ligi deneyimini yaşayan Lorik Cana, tümünde 90 dakika sahada kaldığı grup maçlarının ardından UEFA Kupası’nda da üç maçta 270 dakika forma giydi. Cana, o sezon ligde ise yine hepsi ilk 11’de 34 maçta (3037 dakika) oynadı ve iki gol, üç asist ve on sarı kart istatistiğini tutturdu. Arnavut oyuncu Marsilya’daki son sezonunda ise ligde 27, Avrupa kupalarındaki 12 maçta oynadı; birer gol ve asistine yedi sarı kartı ekledi.Cana, geçtiğimiz sezon takımıyla 35 maça çıktı.

Hoşgeldin Kosovalı


Agresif √
Mücadeleci√
İnatçı √
Lider √
Galatasaray orta sahasının zayıf noktalarından biri sert savunmalı bir orta saha yapısının olmayışı bir çok maçta eleştirildi hatta dikkat ederseniz Barış Özbek,Mustafa Sarp ikilisinin bir arada oynadığı maçlar dışında orta saha sertliğinden bahsedilemiyordu.Sert orta saha yapısı Galatasaray için büyük anlam ifade ediyor özellikle Elano gibi bir futbolcudan daha fazla faydalanabilmenin yolu buradan geçiyor.Elano'dan maksimum verim bu şekilde alınabilir.Bunu sadece Cana transferi için söylemiyorum ki bu sadece Cana ile yapılacak iş de değil onca yükü tek bir adam karşılayamaz.Zaten dikkat ederseniz sezon kapandığından bu yana gündeme gelen bir çok oyuncuda sertlik ön plânda en basit örnek bundan haftalar önce Gattuso'dan veya ona benzer sertlikte futbolculardan bahsediliyor.O zaman teşhisimiz doğru ilaç da Lorik Cana ve benzeri futbolcular o zaman aşı da doğru görünüyor.Hadi hayırlısı bakalım.Hoşgeldin Cana...

8 Temmuz 2010 Perşembe

Galatasaray Ruhu


Herkes Galatasaray’da çok hırslı, Galatasaray ruhuna yakışacak bir Serdar Özkan görecek. Orta sahasının her bölgesinde oynayabilirim, tabii hoca nerede görev verirse orada oynayacağım ama çok hırslı ve istekli olacağım.
Galatasaray Ruhu bu iki kelime inanç,özgüven,cesaret,yürek,asalet kelimelerinin birleşimiyle eş anlamlı,yüreğini koymak,Metin Oktay demek diğer yandan.Metin gibi oynamak demek.Kolay kazanılmaz lafta da kalmaz,kalmamalıdır da.Serdar Özkan röportajında Galatasaray ruhuyla oynamak terimlerini kullanmış.Beşiktaş'tan yeni gelmiş birinden Galatasaray Ruhu kelimelerini duymak hem bu iki kelimenin etkisinin diğer takımlardan bakınca nasıl bir anlam ifade ettiğini daha da pekiştiriyor hem de Serdar'ın kısa zamanda takıma adapte olabileceğini gösteriyor.Umarız ki yanılmayız.

6 Temmuz 2010 Salı

Güle Güle Keita


Nedendir bilemem ama mor forma denince aklıma gelen ilk isimdir Abdulkader Keita.İlk gelişi hâla hafızalarda sabaha karşı gelen güzel bir haberle gelmişti Galatasaray'a.Özellikle attığı goller sonrasındaki taklalarıyla hafızalarda yer edindi,zamanla taraftaın sempatisini kazandı.Daha sonraları antipatiklik dönemi oldu kendine hakim olamadığı dönemler (burada bahsetmenin manası yok herkes çok iyi biliyor) oldu son olarak dünya kupasında benzer bir olayı vardı.Bu hareketleri ne kadar bizi üzmüş olsa da attığı ara pasları,golleri ve taklalarıyla güzel günleri geride bıraktı.Eski takımına geri döndü teklif şüphesiz çok iyi belki kendisi de gitmek istemiştir orasınıbilemiyoruz.Serdar Özkan'la yer doldurulacakmış da vs vs.işin teknik kısmıyla konuşmanın da yersiz olduğunu düşünüyorum.Sonuçta bir yönetim kararıdır onu geçtik Rijkaard-Neeskens ikilisinin de fikrinin alınmış olduğunu düşünüyorum.Yabancı kontenjanından bir yer daha açılmış oluyor bu sayede.Yabancı transfer konusunda Galatasaray'ın suskunluğu devam ediyor ama bu dönemler fırtına öncesi sessizlik olduğunu düşünüyorum.Yine etkili ve iyi isimlerle karşımızda olacaklarını tahmin ediyorum.Verilen bu teklifin iyi olduğu ve Galatasaray'ın bu transferden kabaca bir hesapla kârlı çıktığı söylenebilir,zira Keita bu sene Şampiyonlar ligi vitrininde de yer alamayacaktı,büyük ihtimalle son treni olan dünya kupasında da istenilen performansı sergileyemedi son vitrini buydu ve bu vitrinle yönetim bu fiyatı kaçırmamak istedi,şimdi yönetim için yeni stad öncesi taraftarı stada getirecek etkili bir iki transfer zamanı,bu transferler de forma tanıtımına yakın bir tarihte olacağa benziyor.

Son olarak kendisinin sözleriyle noktayı koyalım,güle güle Keita.
"Sizin aranızda olmaktan çok mutluyum. Benim için Galatasaray'a gelmemde taraftarın büyük bir etkisi oldu. Ben, elimden geleni yaparak, Galatasaray'a faydalı olacağım. Biz bir aileyiz ve bu ailenin bir parçası olmak için elimden geleni yapacağım
Galatasaray çok büyük bir kulüp belki Lyon'dan da daha büyük bir kulüp. Benim Galatasaray'da oynamam hem benim için hem ülkem için gurur kaynağı. Herhalde Türkiye'de oynayacak ilk Fildişi Sahilli oyuncuyum. Bana gösterilen ilgiyi hak etmek için elimden geleni yapacağım”
Lyon’da beklentilerin altında kaldığımın farkındayım. Ancak burada yeniden doğacağıma inanıyorum.
“Ben kadere inanırım. Bütün iyiliklerin Allah tarafından geldiğini düşünürüm. Mesela bir golü attıysam, ‘Allah bana o golü attırdı’ derim. Şimdi bana kaderim ne gösterecek göreceğiz”

18 Haziran 2010 Cuma

Uğur Uçar


Uğur Uçar'ın Ankaragücü yolunda olduğu resmi siteden açıklandı.Geçen yaz ayında yaptığı röportaj sonrasında geleceğin kaptanı nitelemesini çokça kullanılmıştı kendisi için.
Bülent Korkmaz hayranlığını dile getirmişti o röportajında

Ben ilk önce Bülent Abinin hayranı olarak büyüdüm. Abi diyorum ben ona çünkü beraberde oynadık. O zaman 3 numarayı Bülent Abi giyiyordu. Bende babam mersinli olduğu için 33 numarayı giydim hep. Bülent Abi formayı bıraktıktan sonra yabancı bir futbolcunun giymesini istemezdim. Hem alt yapıdan çıkmış hem onu örnek almış ve onun yolundan yürüyen birinin giymesini istiyordum ve bende bunu kendime layık gördüm. Kulübümden taraftarlardan olumlu tepkiler aldım ve 3 numarayı giymeye karar verdim


Karl-Heinz Feldkamp ile 2007-2008 sezonunda defansın vazgeçilmezi olmuştu.Özellikle yaşadığı sakatlık kendisi için zor günleri beraberinde getirdi,sakatlık öncesi yakalamış olduğu iyi formu geri yakalayamadı.
Ben ilk ameliyatımdan sonra her şey istediğimiz gibi gitmedi. Teller takıldı , sonra milyonda bir olacak şey yine bana oldu, vücudum telleri ve vidaları kabul etmedi. Ameliyatı yurt dışında olmak istedim. Üçüncü ameliyattan sonra yaklaşık 2-3 ay sonra takımla çalışmalara başlayabileceğimi söylemişti Almanya’daki doktor. Tam 3 ay sonra bur da takımla çalışmalara başladım. Sezonun son zamanları olduğu için forma şansı bulmam zordu. Takımla idmana çıktığım için gelecek sezon adına iyi bir hazırlık dönemiydi. Bülent hocamda o zamanlar bana çok destek oldu. İdmanlar yaptırdı ve son Sivas maçında forma şansıda verdi. Sonrasında Rijkaard hocamızla birlikte güzel bir kamp dönemi geçirdikten sonra şuanda yüzde yetmiş yüzde seksen hazırım ama üçüncü ve dördüncü haftalarda tam yüzde yüz kapasite ile oynamaya başlayacağım.
Tabiki ben de böyle futbolcular için daha toleranslı olunmasını isterim ama maalesef son sözü teknik kadro ve yönetim veriyor.Büyük ihtimalle Uğur'un Ankaragücü ile anlaşması için uygun zemin oluşturulacaktır belki de ufak tefek pürüzler kalmıştır.Tabiki gönül kalmasından yana ama zor görünüyor,belki bir gün yeniden yollarımız birleşir, kim bilir?

15 Haziran 2010 Salı

127 Desibel


Vuvuzela sesi 127 desibel
Davul sesi 122 desibel
Hakemin düdüğü 121.8 desibel

Taraftar sesi paha biçilemez...

Afrika'da yapılan araştırma sonucunda ortaya çıkan uzman görüşüne göre Vuvuzela'lardan çıkan sesin 127 desibele denk geldiği belirtilmiş.Sonuç olarak Vuvuzela'lar kulak sağlığı açısından tehlikeli.

Blatter 'Tweet'ledi

Hâla tartışması süren ve statlarda yasaklanması gündem konusu olmaya devam eden Vuvuzela ile ilgili Sepp Blatter twitter'de bu konu hakkındaki görüşünü belirtti.
Blatter;
I have always said that Africa has a different rhythm, a different sound...I don’t see banning the music traditions of fans in their own country. Would you want to see a ban on the fan traditions in your country?
Her zaman Afrikanın farklı bir ritm ve sese sahip olduğunu söylemişimdir.Geleneksel bir çalgı olan Vuvuzela'nın yasaklanmasından yana değilim.Siz kendi ülkenizde geleneksel olan bir şeyin yasaklanmasını istermiydiniz?

13 Haziran 2010 Pazar

12 Haziran 2010 Cumartesi

Dünya Kupası 2010

click to zoom
Nihayet uzun süredir beklediğimiz dünya kupası dün itibariyle başladı.Her ne kadar bu şampiyonaya uzaktan bakacak olanlar grubundan olsak da heyecanla bu kupayı bekleyenlerdeniz.
Bu dünya kupasında favorim İngiltere olacak,izlediğim dünya kupalarında genelde favorim Arjantin olur ama maalesef ki Arjantin'in durumunu beğenmeyenlerdenim.Dünya Kupası'na gelene dek oynadıkları maçlarda o eski tadı bir türlü veremedi.Eminim bir çok kişi de bu düşünce içerisinde.Ne kadar etkili forvetleri dünya çapında klas futbolcuları olsa da Arjantin'i bu turnuvanın direkt olarak favorisi göremiyorum.Elbette bu kupayı kaldıracak potansiyele fazlaca sahip bir takımlar ama son yıllarda Arjantin kendisinden bekleneni bir türlü sahaya yansıtamadığını görüyoruz.Dünya kupası tecrübesi az olan futbolculardan kurulu olması Maradona'yı oldukça zorlayabilir.Gelelim favorim İngiltere'ye; elemelerde, 10 maçından 9'unu kazandılar Fabio Capello ile iyi bir yükseliş içindeler.En büyük başarıları 1966 dünya kupasını kazanmaları.Bu turnuvada da işleri kolay değil direkt olarak kupayı kazanırlar demek de zor ama Euro 2008'e katılamayarak futbol arenasında büyük darbe yiyen İngiltere bu kez adımlarını sağlam atmak zorunda.Bunu en güzel Fabio Capello'nun sözleri açıklığa kavuşturuyor.
"İngiltere mutlaka final oynamak zorunda..."
İngiltere bu bilinç,motivasyon ve kadro yapısı itibariyle iyi bir derece elde etmesini bekliyorum.
Dün oynanan maçlara bakınca Fransa'nın aynı yolda olduğunu görüyoruz bir takımda ilerleme olmaz mı arkadaş, Zidan gitti takım bitti resmen.Zidan'dan sonra bu takımı izlediğimiz maçlardan zevk alamaz olduk.Defans,orta saha,forvet yönünde bir çok takımdan öndeler, etkili isimlere sahipler ama takım olma olgusu yerleşememiş bir görüntü veriyorlar,etkisiz sıradan ataklar yapıyorlar daha doğrusu yapmaya çalışıyorlar.Fransa iyi kadrosuna yakışmayan maçlar çıkarmaya devam ediyor.Elbette her maç kazanılacak diye bir şey yok ama dünya kupasına katılma maçlarıdaki Fransa ile dün ilk maçına çıkan Fransa arasında da bir fark olması beklenir.

28 Mayıs 2010 Cuma

Euro 2016 Yine Olmadı

Euro 2016 Fransa'da yapılacak...

Uzun zamandır dört gözle beklediğimiz sonuç açıklandı,sonuç yine hüsran.Bu tür etkinliklerin Türkiye'de yapılması futbol adına her yönden Türkiye için büyük bir şans olacaktı.Ama hâla da öyle zira 2016 için yapılması düşünülen planlar yine devam ettirilip yapılacakmış ama elbette burası Türkiye umarım yanılırız.2016 Türkiye'de yapılsaydı bir zorlayıcı nedenimiz olurdu ama şimdi bu halde kaç yılda tamamlarız o projeleri bilemiyoruz.Ama en azından bunları belirli bir zamanda bitirmeliyiz ki Euro 2020 için bir adım önde olalım işte biz Euro 2016'yı alamamıza rağmen projelerimizi başardık diyelim.Ama biz bu işe kendimizi ne kadar iyi hazırlarsak hazırlayalım bu tür organizasyonları alamıyoruz maalesef.Futbol aşkımız diğer ülkelerden eksik mi hayır fazlasıyla! bizde de var ama alt yapı sorunlarımız,ulaşım sorunlarımızın olduğu yadsınamaz bir gerçek ama bu tür organizasyonların bize verilmeme nedenleri arasında başka hasır altı işler de olma ihtimali yüksek.Tahminimce bu adamlar Türkiye'ye böyle organizasyonları ancak ve ancak başka bir ülke ile ortak olduğumuz zaman verirler bu da artık Yunanistan mı olur başka bir devlet mi olur bilemiyorum.

23 Mayıs 2010 Pazar

Günün Fotoğrafı


Günün fotoğrafı dün gece oynanan Inter-Bayern şampiyonlar ligi final maçının kahramanı Diego Milito'dan...

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Internetspor.com'dayız...

Internetspor.Com'dayız...


Dün 3pas1gol'de yazısını yazdığım 'Guiza site kapattırdı' yazısı internetspor.com spor sitesinde yayınlandı.Kaynak gösterdikleri için kendilerine ayrıca teşekkür ediyorum.

Harry Kewell

Ve bir yıldız daha  Galatasaray'dan gelip geçiyor,her zaman profesyonelliği,kendine has golleri,oyun zekası,asilliği,aile yapısı ile herkesi kendine hayran bıraktı.Elbette bir gün bırakacaktı ama o yıl bu yıl mı olmalıydı?Kendisi bu takımda bu yıl için gidişi istenmeyecek son adamalardan olmalıydı.Yönetim
Bizim için bazı değerli oyuncularımız vardır. Onların dışında, formasının hakkını vermeyen her oyuncu da satılıktır. Bu doğrultuda bir karar aldık, aynı şekilde devam edeceğiz''
diyor.Ben bunu Kewell dışındakilere söylenmiş olarak kabul etmek istiyorum.Uzun süren sakatlığında dahi takımda kalması,bunun yanında ara transfer döneminde gönderilmeyip oynayamayacağı bilinmesine rağmen takımda tutulması Harry için ne büyük bir mutluluk ve vefa örneği olmuştur.En kötü zamanlarda dahi taraftar Harry'nin kalmasından yanaydı,yönetim de taraftarın bu sesine  sözde  kulak vermiş ve Nonda gönderilmişti.Şimdi ne oldu neye kızılacak  Harry'nin bir sezon daha kalma ihtimalinin ortadan kalkmasına mı Harry'e yapılan bu pis şakaya mı? Kewell'in gitmesine kimin gönlü razı olabilirdi ki?Şimdi son bir umut yönetimin taraftarın büyük çoğunluğa kulak vermesi ve Kewell'a kal demeleri ama o da zordur bundan böyle yönetim istese de kendisi kalır mı?Ama son defa Stay With Us Harry Kewell...

21 Mayıs 2010 Cuma

Guiza Site Kapattırdı!

Fenerbahçe'de kalıp kalmaması Fenerbahçeli taraftarı ikiye bölen Guiza, Valencia taraftar sitesi olan http://www.valencianista.es 'te yayınlanan "Villa'nın yerine hangi golcüyü istersiniz?" anketi Türkiyeden geniş katılım buldu.Türkiye'den geniş bir katılımın olması http://www.valencianista.es site yöneticilerini harekete geçirdi ve büyük ihtimalle kendi açılarından daha sağlıklı bir anket elde etmek amacıyla Türkiye'den siteye erişimi engelledi.Siteye şu an Türkiye üzerinden erişilemiyor.Siteye ancak ktunnel,vtunnel vb. proxy araçları ile erişebilebiliyor.
Şu an Türkiye'den erişim engellenmiş durumda dün anket sonuçlarında Guiza ilk sıradayken bugün 'Otro' yani diğer seçeneği %58 ile önde gidiyor.

Anket Çılgınlığı

Türkiye'de sağlıklı anket yapmak maalesef pek mümkün olamamakta daha doğrusu konu ANKET olunca yapılan organizasyonlarda üzerimize yok.Bu konuda en iyisiyiz bu kesin,anket büyük ihtimalle istenilen amacından uzak kalıyor bu da bizi hiç ama hiç ilgilendirmiyor.Yeter ki geniş katılımlı bir anket olsun hemen müthş bir organizasyon,koşuşturmaca,spam mesajlar atmaya,facebook,twitter vs. kullanılabilecek her şeyi kullanıyoruz yeter ki anket bizim istediğimiz gibi çıksın.Bunu her konuda yapıyoruz siyasette,müzikte özellikle de spor dallarında ve biraz daha özele inersek spor takımlarımızla ilgiliyse (futbol ise değmeyin keyfimize) yukarıda saydığım tüm internet organizasyonlarını kullanıyoruz.
Son yapılan anketi duymuşsunuzdur.Anket eski Valencia'lı yeni Barcelona'lı David Villa'nın Valnecia'dan ayrılmasından sonra yerine alınabilecek forvetleri içeren bir anketten oluşuyor.[Villa'nın yerine hangi golcüyü istersiniz?]Bu ankette Türkiye'den büyük bir katılımın olduğu belirtilmekte bunun için forumlarda başlık açmadan tutun,facebookta link paylaşımlarına kadar bir organizasyonla devam ediyor.Bu konuda Fenerbahçe'li taraftarlar ikiye bölünmüş bunun yanında Galatasaray,Beşiktaş vs. takımlarda Guiza değil de ankette OTRO yanş diğer seçeneği işaretliyorlar.(Bu sayede bir İspanyolca kelime de öğrenmiş oluyoruz :))Anlayacağınız bir anket daha boşuna gidiyor...

19 Mayıs 2010 Çarşamba

İlk Transferler

Sezonun ilk transfer haberleri Galatasaray'dan geldi,Galatasaray'da Ali Turan'dan sonra Mehmet Batdal ve  Serdar Özkan ile birlikte sezonun üçüncü yerli transferi yapılmış oldu.Geçen sezon  yapılan flaş transferlere rağmen istenilen başarı yakalanamamıştı.Yapılan transferlerde uyum süreçlerinin uzun sürmesinin muhakkak etkisi de büyük olmuştur.Yerli transferlerde uyum daha kısa sürebiliyor fakat bu durum elbetteki her futbolcu için geçerli değil örneğin Anadolu takımlarında göz dolduran,yetenekleriyle çokça konuşulan bir çok futbolcu aradığı  ortamı büyük takımlarda bulamayabiliyor burada bir çok etken söz konusu olabiliyor.Bir çok takımda yabancı transferler ne kadar etkili isimler olsa da Türk futbolunda özellikle Galatasaray'ın yakaladığı başarılara baktığımızda yerli futbolcuların kendisi için ayrı bir önemi olduğunu görmekteyiz.Bu bakımdan Galatasaray'ın sezona yerli transferlerle başlaması bana göre doğru bir hamle olmuştur.Zaten büyük ihtimalle Rijkaard ve Neskeens ikilisi transfer konusunda bu defa ince eleyip sık dokuyacaklardır zira geçen sezon yaşananlar Galatasaray adına ciddi bir başarısızlıktır.Büyük isimler yerine bu defa takıma ciddi anlamda yararı dokunacak transferlerin yapılacağı kanısındayım.Artık Rijkaard-Neskeens ikilisi de Türk futbolunu daha yakından tanımış oldular bu bağlamda geçen sezon düşülen hatalardan iyi dersler çıkaracaklardır.

18 Mayıs 2010 Salı

Haftanın Sözü

Bir spor programında gecenin ilerleyen saatleri normal olarak Bursaspor'un şampiyonluğundan bahsediliyor konu da Bursaspor taraftarının giderek artması.
Moderatör:Şimdi Bursaspor şampiyon oldu Bursa'da büyük şenlik var diğer şehirlerimizde de az da olsa Bursasporlu var.
Yorumcu 1:Şimdi Bursaspor'un bu şampiyonluğu tarafsızları,takım tutmayanları Bursaspor'lu yapar.
Yorumcu 2:Tabi canım Bursaspor'un taraftar sayısı bu şampiyonlukla giderek artar.
Yorumcu :Yani mesela yeni doğan çocuklar bu şampiyonlukla Bursasporlu olur.

17 Mayıs 2010 Pazartesi

17 Mayıs

Aradan geçen 10 yıl ama17 Mayıs hâla dün gibi.

Tebrikler Bursaspor

Ve sonunda 'Anadolu'dan şampiyon çıkmaz, yapmazlar' savumasını bir kaç yıl duymayacağız anlaşılan.Bursaspor kenetlenmiş yönetim,futbolcu,taraftar yanında şehrini,valisini, belediye başkanını üst düzey şirketleri ile tek yürek olmuşlardı.Şimdi burada sonuca göre yazacak olursam yani Bursa'nın şampiyonluğuna göre konuşmanın anlamı yok şahsen Bursa'dan böyle bir şampiyonluk beklemeyenlerdendim,puan farkının 5-7 olduğu zamanlarda dahi Bursa'nın muhakkak bir takıma takılacağını puan farkının kapanıp yine üç büyüklerden birinin şampiyon olacağını bekliyordum yani geçmiş yıllarda Sivas'ta yaşananların Bursa için geçerli olduğunu düşünüyordum.Bursa'nın durumu Sivas'a nazaran daha iyi olduğu ortadaydı Sivas'ta da kenetlenen bir yönetim,futbolcu,taraftar üçlüsü vardı ama Bursa'nın havası başkaydı,teknik direktörler arası kıyası ise bambaşka özellikle Ertuğrul Sağlam ligin son haftalarına doğru yerinde doğru cümleleri kullandığı açıklamalar sürekli basın gündemindeydi.Ayaklarını yere sağlam bastılar dün gece şampiyon olmasalar da şampiyon olmuşçasına sevineceklerini de belirtmişlerdi ama o sevincin daha iyisini hakkettikleri her yönden ortadaydı.

Nelerdi bunlar:
  1. Bir takım için en puanlar kendi evinde alınır.Kendi evinde en fazla galibiyeti bulunan takım aynı zamanda kendi evinde en fazla gol atan iki takımdan biri Bursaspor(diğeri Galatasaray)Aynı zamanda kendi evinde oynadığı maçlarda en az gol yiyen takım Bursaspor.
  2. Şampiyonluğa oynayan 5 takımın arasında bir puan durumu yapılacaksa lider yine Bursaspor.
  3. Deplasmanda Fenerbahçe'den sonra en fazla galibiyeti olan Bursaspor,yine Fenerbahçe ile birlikte deplasmanda en fazla gol atan takım Bursaspor.
  4. Averajı en fazla olan takım Bursaspor.
  5. Takım oyununu sonuna kadar oynayan burada teknik direktör etkisi.
  6. Yönetim,futbolcu,taraftar üçlüsünün iyi yönetimi.
  7. Son hafta için biraz da şans faktörünün yanında olması.
bu maddeler daha artırılabilir.Maddi açıdan durumu rakiplerine oranla az olsa da futbolda her zaman paranın değil,kazanma azminin,sonuna kadar mücadelenin başarıyı getirdiği bir kez daha ortya konmuş oldu.
Tekrar tebrikler Bursaspor.

16 Mayıs 2010 Pazar

Kırıkhanspor Emin Adımlarla


TFF 2. Lig'e yükselecek son takımın belirleneceği play off müsabakaları devam ediyor daha önce gruplarda çok iyi performans sergileyen Kırıkhanspor aynı başarısını 2.lige yükselme maçlarında da göstermeye devam ediyor.Kırıkhanspor, Gaziosmanpaşaspor'u 2-1 yenerek eledi ve adını yarı finale yazdırmayı başardı.Maçın ilk yarısının uzatma dakikalarında Kırıkhanspor penaltı atışını gole çeviremedi  90 dakika sonu 0-0 berabere tamamlandı.Uzatma dakikalarında gelen gollerle Kırıkhaspor gülen taraf oldu.

14 Mayıs 2010 Cuma

ultrAslan Tişört

 ultrAslan tişört yarışması sonucu seçilen ürün blogda yer almalı diye düşündüm gerçekten çok hoş bir tasarım olmuş yarışmanın 1.'si  Orhan Tolga Balarısı'na teşekkürler doğrusu ürünü dört gözle bekliyoruz.

7 Nisan 2010 Çarşamba

Günün Fotoğrafı

Photobucket
Oynadığı son maçların her birinde birkaç gol atan süper ötesi forvet Lionel Messi'nin Catalonia'daki çikolota hali.
Kaynak

1 Nisan 2010 Perşembe

Taçsız Kral


Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi, sergilediği objelerine bir yenisini daha ekledi. Geçtiğimiz Aralık ayında ziyarete açılan merkezin, Galatasaray spor tarihinin anlatıldığı sergi katına ‘Taçsız Kral’ lakaplı; Türk futbolunun en büyük golcülerinden biri olarak kabul edilen Metin Oktay’ın balmumu heykeli koyuldu. Metin Oktay’ın arşivlerde yer alan fotoğraf ve videolarından yola çıkılarak hazırlanan heykel, merkezdeki Metin Oktay köşesinde sergileniyor. Heykelin ilk sergilendiği 27 Mart Cumartesi günü merkez, 1065 kişi tarafından ziyaret edildi.

ZİYARET SAATLERİ
Pazartesi günleri hariç her gün 10:00-19:00
Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi
İstiklal Caddesi No: 90 Beyoğlu-İstanbul
Tel: 0212 293 49 86;
e-posta: gsmuze@galatasaray.org


METİN OKTAY
2 Şubat 1936'da İzmir'de doğdu. 15 yaşında Damlacık Kulübü'nde futbola başladı. Adnan Suvari'nin futbolcu-antrenör olarak görev yaptığı Yün Mensucat'a transfer oldu ve yeni forması altında 14 gol attı ve Genç Milli Takım aday kadrosuna çağrıldı. 11 Nisan 1954'te Belçika maçında ilk kez milli oldu ve 4-0 kazanılan maçın 2 golünü o attı. Aynı yıl İzmirspor'a transfer oldu ve bu forma altında 17 gol atarak gol kralı oldu. İzmirspor’da Mahalli Lig'i şampiyon bitirdi. 1955'te 19 yaşında Galatasaray'a transfer oldu. 10 Haziran 1959'da Fenerbahçe ile oynanan Türkiye ligi finalinin ilk maçının 37. dakikasında rakip kaleye ünlü ‘ağları yırtan gol’ünü attı. Temmuz 1961'de İtalya’nın Palermo Kulübü'ne transfer oldu. Haziran 1962'de yeniden Galatasaray'a döndü. 1965'te ‘Taçsız Kral’ filminde başrol oynadı. 1969'da Galatasaray şampiyon, kendisi de gol kralı olduktan sonra, İstanbul ve İzmir'de yapılan jübilelerle futbolu bıraktı. 13 Eylül 1991 'de bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrıldı.
http://www.galatasaray.org/kulup/haber/6603.php